Photobucket - Video and Image Hosting

Bir ömür boyu...

Yaşlı bir bey, sabah erken evinden çıkmış, yolda ilerlerken, bir bisikletlinin çarpmasıyla yere yuvarlanmış ve hafif yaralanmış.
Sokaktan geçenler yaşlı beyi hemen en yakın sağlık birimine ulaştırmışlar.
Hemşireler, önce pansuman yapmışlar ve 'biraz beklemesini ve röntgen çekerek her hangi bir kırık veya çatlak olup olmadığını inceleyeceklerini' söylemişler.

Yaşlı bey huzursuzlanmış; "acelesi olduğunu, röntgen istemediğini" söylemiş. Hemşireler merakla acelesinin nedenini sormuşlar.
"Eşim huzur evinde kalıyor. Her sabah birlikte kahvaltı etmeye giderim, gecikmek istemiyorum" demiş.
"Eşinize haber iletir gecikeceğinizi söyleriz" deyince.
Yaşlı adam üzgün bir ifade ile "Ne yazık ki karım Alzheimer hastası hiç bir şey anlamıyor, hatta benim kim olduğumu dahi bilmiyor" demiş.
Hemşireler hayretle "Madem sizin kim olduğunuzu bilmiyor neden hergün
onunla kahvaltı yapmak için koşuşturuyorsunuz?" diye sormuşlar.

Adam buruk bir sesle "Ama ben onun kim olduğunu biliyorum" demiş.

Yorumlarınız (7) Yorumsuz geçmeyelim!

Arkadaşlık budur

Savaşın en kanlı günlerinden biriydi.
Asker en iyi arkadaşının az ileride, kanlar içinde yere düştüğünü gördü.
insanın başını bir saniye siperden çıkaramayacağı gibi bir ateş
altındaydılar.

Asker teğmenine koştu hemen:
- Komutanım, bir koşu arkadaşımı alıp geleyim mi?

'Delirdin mi?' der gibi baktı teğmen...
- Gitmene değmez oğlum, arkadaşın delik deşik olmuş. Büyük olasılıkla
ölmüştür bile. Kendi hayatini da tehlikeye atma sakin!

Ama asker o kadar ısrar etti ki, teğmen izin vermek zorunda kaldı.

- Peki, dene bakalım!

Asker yoğun ateş altında fırladı siperden ve mucize eseri, arkadaşının
yanına kadar gitti, yaralı arkadaşını sırtlandığı gibi taşıdı. Birlikte
siperin içine yuvarlandılar.

Teğmen koşup yaralıya bir göz attı ve nefes nefese bir kenara yıkılmış
askere döndü:
- Sana hayatini tehlikeye atmaya değmez, dememiş miydim! Bu zaten ölmüş...
- Değdi Komutanım, değdi! dedi asker.
- Nasıl değdi, arkadaşın zaten ölmüş, görmüyor musun?
- Gene de değdi komutanım, çünkü yanına vardığımda henüz yaşıyordu...

Ve onun son sözlerini duymak, dünyalara bedeldi benim için...
Ve, hıçkırarak, arkadaşının son sözlerini tekrarladı:
'GELECEĞİNİ BİLİYORDUM!'

Yorumlarınız (3) Yorumsuz geçmeyelim!

Hoşgeldin H.GÖRKEM bebek!!!

9 Şubat 2008'de blogumuzu birlikte yürüttüğümüz arkadaşımız G.nin yakışıklı bir oğluşu oldu. Allah analı-babalı büyütsün. Sağlıklı ve mutlu bir yaşam diliyoruz...

S. ve E.

Yorumlarınız (2) Yorumsuz geçmeyelim!

Bunu yapanlar insan olamaz

Dün akşam Ankara-Ulus'ta gerçekleşen hain saldırıyı kınıyor, ölenlere rahmet, yakınlarına baş sağlığı, yaralılara da acil şifalar diliyoruz

Yorumlarınız (7) Yorumsuz geçmeyelim!

19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramımız kutlu ol

 

Yorumlarınız (yok) Yorumsuz geçmeyelim!

Diyet öğle yemeğimiz

Haftasonları kalorili şeyleri yiyoruz yiyoruz, ondan sonra hafta içi diyet yapıyoruz, menümüz nasıl  yoğurt, domates, salatalık, galeta, yazık deği mi bize  .

Yorumlarınız (2) Yorumsuz geçmeyelim!

Anneler gününüz kutlu olsun....

Yorumlarınız (yok) Yorumsuz geçmeyelim!

Atatürk vatandaşın derdini dinlerken...

Yorumlarınız (4) Yorumsuz geçmeyelim!

Yazık sana

Bakar mısınız şu yüzündeki ifadeye, şaşkın, korkmuş, çaresiz...

Kim bilir nasıl bir mecburiyetten bu durumda 

Yorumlarınız (8) Yorumsuz geçmeyelim!

Han'ım

Söylenir ki, bir gün Cengiz Han, tüm hanlarını toplamış, sağ yanına da eşini oturtmuş; Cengiz Han Hanlarına,
 -  "Ben Hanlar Hanı Cengiz Han, hepinizin Han'ıyım", eşini göstererek;
 -  "Bu da benim HAN'IM" demiş.
İşte erkeklerin "eşim" anlamına söyledikleri "hanım" kelimesi oradan  geliyormuş... Ne kadar insanca değil mi? Kadının adı da var, yeri de, saygınlığı da. İşte özlediğimiz Türk ailesi tablosu ... 

Yorumlarınız (1) Yorumsuz geçmeyelim!

« Öncekiler ::